Güneşe Bakmak, Ölümle Yüzleşmek

tarafından yazıldı

“Le Soleil ni la mort ne se peuvent regarder en face.” Yani, “Güneşin ya da ölümün yüzüne doğrudan bakamazsınız.” F. Rochefoucauld’a ait olan bu sözü son zamanlarda yayınlarına çok fazla ilgi gösterdiğim yazar Irvin Yalom’a ait Güneşe Bakmak, Ölümle Yüzleşmek adlı kitabının daha başında gördüm ve bu kitabın bana çok şey katacağına inandım. Rahatlıkla anlaşılabileceği gibi kitabın konusu çoğu kişinin konuşmaktan kaçındığı büyük bir gerçek: ölüm.

“Sen artık karanlıklar içindesin ve beni duyamaz oldun. Ben de öldüğümde Enkidu gibi olmayacak mıyım? Yüreğim umutsuzluk içinde. Ölümden korkuyorum.” Yazarın, kitabının ilk sayfalarında yer vermiş olduğu bu cümleler dört bin yıl önce Babil kahramanı Gılgamış tarafından arkadaşı Enkidu’nun ölümü üzerine söylenmiştir. Ölümden dört bin yıldan önce de korkuluyordu, kuvvetle muhtemel insanlığın sonuna kadar da bu böyle devam edecek.

“Her insan ölümden kendi tarzında korkar.” Bazen bu korkunun farkındayızdır, bazen de hiç farkında olmadan bu korkunun içinde debelenir dururuz. Bilerek ya da bilmeyerek yeterli veya yetersiz çözümler ararız bu korkuya hükmetmek için. Fakat, tüm çabamıza rağmen içimizde ölüm korkusunu uyandıracak bir deneyim yaşarız. Sevdiğimiz bir insanı kaybetmek ya da tanımadığımız biri de olsa arkasından tutulan yasa tanıklık etmemiz gibi. Aslında bunun okul arkadaşlarımızla yıllar sonra bir araya gelmemiz, doğum günleri, yıl dönümleri gibi daha hafif örnekleri de hayatımızda mevcuttur.

Biz insanlar diğerleriyle ilişki kurmayı gerektirecek şekilde varız. Kontrolümüzde olmayan yalnızlık bize korku verir. Buna karşın, ölüm hayatın yalnız başına yapılan tek olayıdır. Ölümün bize getirdiği şey kocaman bir yalnızlıktır. Ölüm korkumuzu artıran bu yalnızlık iki türlüdür. Birincisi, başka insanlardan tecrit edilmiş olmanın acısıdır. Bunu, sevilmeme hissi ve reddedilme gibi başka duygularda da yaşarız. Bir diğeri ise varoluşsal tecrit, yani sadece biyolojik hayatın kaybını değil değil, aynı zamanda başkasının zihninde aynı şekilde var olmayan sizin kendi zengin, mucizevi dünyanızın da kaybını ifade eder.

Uyanma deneyimini yaşamamız bizi bir müddet ölüm gerçeği ile bunaltmış olsa da hayatımızda bir takım değişiklik yapmamız için bir fırsat da olabilir aslında. Yazar, en değer verdiği filozoflardan biri olan Nietzsche’nin şu iki cümlesine yer verir: “Hayatınızı mükemmel hale getirin.” ve “Doğru zamanda ölün.” Nietzsche ölüm korkusu ve yaşanmamış hayat hissi arasında pozitif ilişki kurmuştur. Hayatın tadına ne kadar az vardıysanız ölümden o derecede çok korkarsınız.

Yalom bu kitabında içimizde yer alan ölüm korkusundan kurtulmak ya da onun hayatımızı mahvetmesine izin vermemek için bazı fikirlere başvurur. Bu fikirlerden birisi eskimeyen bilge olarak gördüğü Epikouros’a aittir. Ona göre, ölümün bir nihai hiçliği söz konusudur. “Benim olduğum yerde ölüm yok, ölümün olduğu yerde ben yokum” diyen Epikouros ölümden korkmanın yersiz olduğunu söyler. Onun için ölümden önceki durumumuzla ile ölümden sonraki durumumuz arasında hiçbir fark yoktur. Epikouros tanrı inancı olan fakat ruhun da bedenle birlikte öleceğini iddia etmesine rağmen, tanrı inancı olan birisi olarak onun felsefesinden öğrenecek şeyler olduğumuzu düşünüyorum. Nitekim, kendisini çok takdir ettiğim bir din filozofu olan Caner Taslaman’ın hayatın anlamına dair yorumlarında da yaşamımızdan önceki durum ile yaşamımızdan sonrasındaki durum arasında bir fark olmadığı düşüncesinin izlerini gördüm.

Hayatın faniliğinin insanlara verdiği sıkıntıyla mücadele etmedeki bir diğer fikri ise dalgalanma diye tanımlar Yalom. Dalgalanma, “geride yaşam deneyimlerinizden bir şey bırakmayı ifade eder, bir özellik, bilgelik, rehberlik, başkasına iletilen rahatlık gibi.” Sanatsal veya politik başarı; insanların vakıflara ve burslara isimlerini bırakması; bilimsel katkı gibi. Hatta kendi heykellerini yaptıran liderleri bile bu sınıfa sokmamız bazen mümkündür.

Peki ne yapmalıyız? Şu basit soruyu sormakla başlayabiliriz: “Tekrardan dünyaya gelme hakkım olsaydı yine bu şekilde mi yaşamak isterdim?” Nietzsche şöyle der: Sevebileceğiniz bir kader yaratın. “Neyi yanlış yaptım?” sorunun cevabını verebilmek için hayatımızla ilgili pişmanlıkların ortaya konulması gerekmektedir. Buradaki amaç pişmanlıklar içinde boğulmak değil, sadece yeni bir sayfa açabilmektir. Hayatımızla ilgili pişmanlıkların bize yas yaşatmasına çok yatkın olmamıza karşın bu pişmanlığın yeni bir sayfa açmak için bir fırsat olduğunu hep gözardı ederiz. Bazen de, Otto Rank’ın dediği gibi ölüm borcundan kurtulmak için yaşam kredisini reddederiz. Sevdiğin birine olan bağlılığını azaltarak kendini onu kaybetmenin acısından korumayı hedeflemek gibi. Güzel olan her şey nasıl olsa bir gün sona erecekse, ona sahip olup neden onu kaybetmenin acısını yaşayayım ki düşüncesi… Ölüm eşittir anlamsızlık mıdır?

Yukarıdaki konular üzerinde daha fazla düşünmek ve hatta hayata bakış açınızda birtakım değişiklikler yapmak için bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Bu kitapta hem psikolojiyi hem de felsefeyi bir arada okumanın kazanımı elde edeceksiniz. Yalom, kitabında bu konulara değinirken hastalarında ölüm korkusu ve bu korkuyu yenmek için uyguladığı tedavilere yer veriyor. Yazar, kitabın son iki bölümünde ise ölümün kendi hayatına etkisine ve ayrıca terapistlere tavsiyelerine yer vermiştir.

NOT: Bu yazının kaynağı Irvin Yalom tarafından yazılmış olan Güneşe Bakmak, Ölümle Yüzleşmek kitabıdır. Sadece birkaç noktada ortaya koymuş olduğum kısa düşüncelerim haricinde bütün yorumlar söz konusu kitaptan dolaylı alıntılardır. Bu yazı, daha çok bir kitap tanıtımı yazısıdır. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s