St. Petersburg: Romanlardaki Kadar Güzel

tarafından yazıldı

St. Petersburg, Rusya’nın ikinci büyük şehri ve kültür başkenti. Baltık coğrafyasındaki Neva Nehri’nin üzerindeki adacıklara yayılmış olan bu şehre gidip de sevmemenin mümkün olduğunu sanmıyorum. San Francisco’dan tanıdığım ve çok değer verdiğim bir insan olan Nonna’yı ziyaret etmek için bir kere kışın bir kere de yazın bu güzel şehre gitme imkanım oldu. Ne yazık ki her iki ziyaretimde de iş durumumdan dolayı çok kısa kalabildim fakat bir gün oraya tekrardan gideceğime dair kendime birçok kez söz verdim ve bu sözümü 2018’de tutacağımı ümit ediyorum.

St. Petersburg’un tarihi de çok ilginç ve araştırmaya değer. Şehir tam 200 sene Çarlık Rusya’sının başkentliğini yapmış, fakat Bolşevikler başa gelince 1918 senesinde Moskova tekrardan başkent ilan edilmiş. Şehrin eski birkaç kez değiştirilmiş. 1991 senesinde Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra şehre tekrardan eski adı olan St. Petersburg’a verilmiş.

Daha önce de belirtmiş olduğum gibi, ben orada sadece çok kısa kalabildim ve ancak bazı temel yerleri görebildim. Gerçek anlamda bu şehri yaşamak için en az bir 10 güne ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Hakkında biraz araştırma yaparsanız “yapılacaklar listesini” hazırlamanın çok vakit alacağını görürsünüz.

Bu şehre ilk ziyaretim 2011 Nisan’ıydı. Çok sarsıntılı bir gece uçuşunun üzerine taksici kazığı da yedikten sonra artık hep gönlümde olacak bu güzel şehre varmıştım. İlk gördüğüm yer ise Nonna ile buluşmayı beklediğim aşağıdaki Kazan Katedrali oldu:

206676_10150168277082529_4823408_n

St. Petersburg’un en meşhur caddesi olan Nevsky Prospect üzerinde bulunan ve görülmeden dönülmemesi gereken bir yer. Gece ışıklandırması da çok iyi oluyormuş.

Şehirde görülmesi gereken yerlerden birisi de St. Isaac Katedrali. Aynı zamanda müze olan katedralin tepesine çıkarak şehrin manzarasını seyredebilirsiniz. Katedralin kubbesinin yapımında saf altın kullanılmış. İçine girince bir sanat müzesine girmiş gibi hissetmemek mümkün değil.

206676_10150168277097529_210641_n
St. Isaac Katedrali’nden Bir Görüntü

St. Petersburg denilince akla gelen ilk şeylerden birisi de Ermitaj Müzesidir. Ünlü tarihçi İlber Ortaylı da bu müzenin dünyanın en önemli müzelerden biri olduğunu belirtir (Hatta en önemli 4 müze içerisinde bu müzeyi de sayar). Bu müzeye girmek istediğimizde çok uzun bir sıra vardı.

208115_10150168288677529_426251_n
Ermitaj Müzesi, kışın.

St. Petersburg yazın bir başka güzel. Yaz aylarında geceler çok kısa.  Şehir, beyaz geceleri ile ünlü. Muhakkak nehir turuna katılmalı ve şehrin köprülerinin kapatılmasını seyretmelisiniz. Biz tekne turuna gece 12 de katılmıştık ve hava hala aydınlıktı. Tur yaparken hava hafiften karardı ve bu sırada birçok tekne ile birlikte köprülerden birinin açılışını seyrettik. İnanılmazdı.

St. Petersburg’a ikinci kez gittiğimde Peterhof Sarayı’na da gittik. Oraya gitmek için, detaylarını çok hatırlamıyorum ama bir deniz otobüsüne bindik ve sanırım 20 dakika gibi süre yolculuktan sonra büyük bahçesi olan bu saraya geldik. Muazzam bir kalabalık vardı. Binanın güzelliği ise tam St. Petersburg’un şanına layıktı.

DSC00486
Peterhof Sarayı
285407_10150284588992529_5478490_n
Peterhof Sarayı, Nonna ve Ben

 

207687_10150168283972529_8343468_n
Voskresenia Khristova Kilisesi

Voskresenia Khristova Kilisesi St. Petersburg’un en ünlü yerlerinden birisi. Hikayesi oldukça acıklı. Bir suikasta kurban giden Çar 2. Aleksandr’ın anısına dikilmiş. Bu kilisenin içine girilmesi ve gece manzarasının görülmesi şart. Sanırım, Ermitaj Müzesi ile birlikte en çok ziyaret edilen turistik mekan bu kilise.

St. Petersburg’a ikinci ziyaretimin son gününde gittiğim yerlerden birisi Leningrad Savunucuları Anıtı ve bu anıtın olduğu yerdeki küçük müze oldu. Tarihe ilgi duyan biri olarak beni çok etkiledi. 2. Dünya Savaşı Ruslara da çok acılı günler yaşatmıştır. St. Petersburg’ un adı bir zamanlar Leningrad’tı ve bu şehir 2. Dünya Savaşı’nda Nazi Almanya’sı kuvvetleri tarafından tam 2,5 sene kuşatma altında kalır. Çoğu kadın ve çocuk 1,5 milyon insan açlık ya da bombardıman nedeniyle hayatını kaybeder. Bu güzel şehrin çok acı bir geçmişi var. Bu küçük müzede sergilenenler o günlerde yaşanan sıkıntıları hatırlatıyor.

DSC00531
Leningrad Savunucuları Anıtı

St. Petersburg’un gelişmiş bir metro ağı var. Yaptığınız plana göre bazı yerlere toplu ulaşım kullanmak zorunda kalabilirsiniz. Şehrin büyük olduğunu unutmayın. Rusya’da taksicilik çok yaygın değil. İnsanlar yoldan geçen araçları durduruyor, gideceği yeri söylüyor ve fiyatta anlaşırlarsa araca biniyor. Nadir bulduğunuz taksiye binmek isterseniz de pazarlık yapabilirsiniz. Nonna’nın bir taksici ile yaptığı pazarlık beni hayretler içerisinde bırakmıştı.

Bu güzel şehir muhakkak listenizde olsun ve seyahat vaktinizi beyaz gecelere denk getirin. Pişman olmayacağınız kesin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s