SMMM Yeterlilik Sınavlarına Yönelik Eleştirel Bir Bakış Açısı

tarafından yazıldı

Türkiye’de mali müşavirlik mesleğinin hakkettiği saygınlığa sahip olmadığını ve durumun her geçen gün daha da kötüye gittiğini söylemek meslek mensupları için çok zor olmasa gerek. Özellikle diğer ülkelerle kıyaslandığı zaman mesleki gelişmişlik (hem ekonomik hem de saygınlık açısından) farkı hemen kendisini belli eder. Ülkemizdeki mali müşavirlik mevzuatında köklü reformlar yapılması gerektiğine inananlardanım. Mali müşavir olma süreci, özellikle mali müşavirlik sınavları, reforma tabi tutulması gereken konulardan birisi şüphesiz ki.

Aşağıda sınav sürecine yönelik eleştirilerimi sizinle paylaşmak istedim:

Sınav Müfredatındaki Sorunlar

Mali müşavirlik mesleği sadece muhasebe kayıtlarının yapılması ve vergi beyannamelerinin hazırlanmasından ibaret değildir. Fakat, ülkemizde bunun böyle olmadığının en belirgin göstergelerinden birisi sınav müfredatıdır. Vergi Mevzuatı ve Uygulamaları sınav müfredatı Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu ve Damga Vergisi Kanunu gibi konulardan oluşmakta, fakat vergi danışmanlığı için çok önemli olan vergi planlaması, vergi stratejileri ve uluslararası vergilendirme gibi konuları kapsamamaktadır. Diğer bir örnek olarak Muhasebe Denetimi sınavı incelendiğinde, sınav müfredatına hile metadolijisinin dahil edilmediğini, soruların sadece denetim tanımı, çeşitleri, kıstasları, raporları, teknikleri gibi konulardan geldiği görülebilir. Ticari alacaklar hesabı kullanılarak nasıl bir hileli eylemde bulunulabileceğine hakim olunmadan ticari alacaklar hesap bakiyesinin mutabakat ile teyidi başarılı bir denetim çalışması için yeterli midir? Örnekleri çoğaltmak mümkün. Maliyet muhasebesi sınav konusuna maliyet-hacim kar analizi, başabaş noktası analizi ve işletme bütçelemesi gibi konuların dahil edilmemiş olması gibi.

Sınav Sorularının Belirlenmesinde Karşılaşılan Problemler

Yeterlilik sınavlarının sınav müfredatı haricinde var olan temel problemlerinden bir tanesi de sınavda sorulacak olan soruların planlanmasındaki noksanlıklardır. Mali müşavirlik mesleğini ilgilendiren bilim dalları kendi aralarında etkileşim halindedir. Örneğin, finansal muhasebe-maliyet muhasebesi-finansal analiz-vergi.  Bu konuların hepsini tek bir sınav şeklinde yapmak etkili değildir, fakat 8 oturumda gerçekleşen ve sınav sorularının az sayıdaki uzman tarafından hazırlanan bu sınavlarda disiplinler arasındaki söz konusu etkileşimin göz önünde bulundurulması çok zor olmaması gerektiğini düşünüyorum. Fakat ne yazık ki öyle değil.

Finansal Tablolar ve Analizi sınavında son 2013, 2014, 2015 ve 2016 (sadece 2016 yılı ilk dönem sınavı) yılları arasında sorulan sorulardan 10 tanesi 1 Sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’nden gelmiş ve sorular muhasebenin temel kavramları ve mali tabloların temel ilkeleri ile ilgili olmuştur. Bu konular Muhasebecilik ve Meslek Hukuku ile Finansal Muhasebe sınavlarında da sorulmuştur. Örneğin, 2014 yılında yapılan Muhasebecilik ve Meslek Hukuku sınavlarında sorulan soruların 2 tanesi söz konusu tebliğden gelmiştir. Diğer bir örnek olarak ise 2014 yılında yapılan Finansal Muhasebe sınavlarında 2 kez muhasebe ilkelerinden sorular yöneltilmiş olması gösterilebilir. Üç farklı sınav oturumunda aynı konulardan sorular soruluyor olması planlamadaki sıkıntıyı çok net gösterir niteliktedir. Diğer iki örnek ise aşağıdaki gibidir:

  • 2014 yılında yapılan 3. dönem Finansal Tablolar ve Analizi sınavında bazı hesap bakiyeleri verilerek adaylardan satışların maliyeti tablosunun hazırlanması talep edilmiştir. 2014 yılı 3. dönem, 2013 yılı 3. dönem ve 2012 yılı 3. dönem Maliyet Muhasebesi sınavında da aynı şekilde satışların maliyeti tablolarının hazırlanması istenmiştir.
  • Finansal Muhasebe sınavlarında her dönem gelir tablosunun hazırlanması sorulan sorular arasında yer almasına rağmen 2014 yılı 1. ve 3. dönem, 2013 yılı 3. dönem ve 2012 yılı 3. dönem Maliyet Muhasebesi sınavlarında da gelir tablosunun hazırlanması istenmiştir.

Sınav Sorularının Önemine Göre Dağılımdaki Problemler

SMMM sınav müfredatındaki sıkıntıların sonuçlarından birisi de hakkında soru sorulan konuların önem derecesine göre nicel çelişkidir. Diğer bir ifadeyle, bir konu hakkında kendisinden daha az önemli bir konuya göre daha az soru gelmesi ya da kendisi ile eş değer öneme sahip bir konuya göre çok daha az veya çok daha fazla soru gelmesi durumları söz konusudur. Bununla ilgili tek bir bariz örnek vermek yeterli olacaktır:

2013, 2014 ve 2015 yıllarında yapılan Hukuk ile Muhasebecilik ve Mali Müşavirlik Meslek Hukuku sınavlarında çıkmış soru adetleri ve konuları aşağıdaki gibidir:

Dersin Adı

Sınavın Adı Soru Adedi

Ticaret Hukuku

Hukuk 11

Borçlar Hukuku

Hukuk

8

İş Hukuku

Hukuk

8

SSK – Bağ-kur Mevzuatı

Hukuk

Temel Hukuk

Hukuk

10

İdari Yargı

Hukuk

1

Muhasebecilik Hukuku

Muh. ve Mali Müş. Meslek Hukuku

4

Meslek Hukuku Muh. ve Mali Müş. Meslek Hukuku

38

Toplam Soru Adedi

80

Yukarıdaki tabloda da belirtildiği üzere Hukuk ile Muhasebecilik ve Mali Müşavirlik Meslek Hukuku sınavlarında 2013, 2014 ve 2015 yılları arasında toplam 80 adet soru sorulmuştur. Yukarıdaki tablodan yola çıkarak söz konusu sınavlarda soru sorulan konuların önemi ve bu konulardan sorulan soru adetleri arasındaki eşitsizliğe aşağıdaki örnekler verilebilir:

  • 2013, 2014 ve 2015 yıllarında toplam 9 oturumda gerçekleşen SMMM sınavlarında toplam 38 soru sadece Meslek Hukuku dersinden gelmiştir. Buna karşın, mali müşavirlik mesleğinin icrası için son derece önemli olan Ticaret Hukuku, Borçlar Hukuku ve İş Hukuku derslerinden ise sırasıyla sadece 11, 8 ve 8 adet soru sorulmuştur.
  • Söz konusu yıllar içerisinde gerçekleşen sınavlarda yine mali müşavirlik mesleği için son derece önemli bir konu olan sigorta mevzuatlarından hiçbir soru sorulmamış olmasına rağmen muhasebecilik hukuku kapsamında değerlendirilmiş olan 1 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’nden 4 adet soru sorulmuştur.

Sınav Uygulamasındaki Sistemsel Problemler

Sınavların adil bir şekilde puanlanmasında ve adayların bilgi ve birikimlerinin isabetli bir şekilde ölçülmesinde en önemli kriter sınav sistemidir. Düzgün bir sınav sistemi yukarıda saymış olduğum problemlerin çözülmesinde de oldukça etkin olacaktır. Ülkemizde mali müşavirlik sınav soruları serbest cevaplı (açık uçlu, klasik) şeklinde yapılır. Bu sınav türü hem ülkemizde hem de diğer ülkelerde saygın meslek sınavlarında da uygulanmaktadır (örneğin, ülkemizde diplomatlık, İngiltere’de CFA sınavı).  Fakat ben ülkemizdeki mali müşavirlik sınavları için en uygun sınav tekniğinin test usulü olduğunu düşünüyorum. Böylelikle, sınavlarda müfredatın büyük bir kısmından sorular sorulabilecek ve puanlamadaki tartışmalara son verilebilecektir. Test usulü deyince akıllara genellikle ezbercilik gelir. Fakat, Birleşik Devletler ve Avustralya gibi ülkelerde yapılan test usulü sınavlarda vaka analizi (case study) sorularına çok sık başvurulmaktadır. Ayrıca, şuan ülkemizdeki sınavların test usulü olmamasına rağmen ezberci bir anlayışa sahip olmadığına kim iknadır?

Diğer iki önerim ise kısaca şunlardır:

  • Sınav başarı notu artırılmalıdır (100 üzerinden 50 puanın yeterlilik için çok az olduğunu düşünüyorum).
  • Sınavların bilgisayarlı ortamdan yapılması için gerekli yatırımların yapılması.
  • Bilgisayarlı ortama geçildikten sonra sınav dönemlerinin artırılması.
  • Staj puanının sınav puanı ortalamasına dahil edilmemesi (mesleki tecrübe ve mesleki eğitim farklı kriterler).

Mali Müşavirlere ve Adaylara Öneriler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s